Eğitim İçeriği

Konu anlatımı

Eğitim müfredatındaki 15 konunun tamamını, merkezimizin ders notlarından derlenmiş haliyle burada okuyabilirsiniz.

1. Genel İlkyardım Bilgileri

İlkyardım nedir?

Ani olarak ortaya çıkan hastalık veya yaralanma durumunda; kişinin hayatını korumak, sağlık durumunun kötüleşmesini önlemek ve iyileşmesine destek olmak amacıyla olay yerindeki mevcut imkanlarla uygulanan hızlı ve etkili müdahalelere ilkyardım denir. Tanımdaki “olay yerindeki mevcut imkanlar” ifadesi önemlidir: ilkyardım hastanede değil, olayın yaşandığı yerde ve o an elinizde ne varsa onunla yapılır.

İlkyardımın amaçları

İlkyardımın dört temel amacı vardır:

  • Hayatı korumak,
  • Sağlık durumunun kötüleşmesini önlemek,
  • İyileşmeye destek olmak,
  • En yakın sağlık kuruluşuna güvenle ulaşımın sağlanmasına yardımcı olmak.

Acil durum nedir?

Sağlık, yaşam, mülk veya çevre için acil risk oluşturan ve çoğu zaman kötüleşmeyi önlemek için acil müdahale gerektiren durumlara acil durum denir. Devrilen ya da çok sayıda aracın karıştığı trafik kazaları, olay yerindeki kanlı manzaralar, normal dışı sesler ve olay yerinde sıkıntılı veya panik davranışlar gösteren kişilerin varlığı acil durum olarak kabul edilmelidir.

Rıza almak

Müdahaleye başlamadan önce hastanın yakını varsa mutlaka rıza alınmalıdır. Bilinci yerinde olan hasta ya da yaralının kendisine yapılacak ilkyardımı kabul etme veya reddetme hakkı vardır ve bu karara saygı gösterilir.

İlkyardımcının öncelikleri

İlkyardımcı, hasta ya da yaralıya müdahale etmeden önce olay yeri güvenliğini sağlar. Güvenliği sağlanmamış bir ortamda müdahaleye girişmek, yardım eden kişiyi de yardım bekleyen bir kişiye dönüştürebilir.

Genel bir kural olarak hasta ya da yaralı, zorunlu olmadıkça hareket ettirilmez.

Bilinçsiz bir hasta veya yaralıda kaslar gevşer ve gevşeyen dil hava yolunun tıkanmasına neden olabilir. Bu risk, kişinin derlenme (kurtarma) pozisyonuna getirilmesiyle giderilir. Bunun için şart, kişinin bilinçsiz ancak normal nefes alabiliyor olmasıdır.

112’yi aramak

112 acil yardım numarasının aranması, yaşam zincirinin ilk halkasıdır. Numarayı kendiniz arayabileceğiniz gibi çevredeki bir kişiye de aratabilirsiniz; böylece hasta ya da yaralının başından ayrılmadan müdahalenizi sürdürürsünüz. Müdahalenin hangi aşamasında olursanız olun, o ana kadar 112 aranmamışsa aranır ve yardım istenir.

2. Vücut Sistemleri

Vücudu oluşturan sistemler

İlkyardım uygulamalarını doğru yapabilmek için, karşılaştığınız sorunun vücudun hangi bölümünü etkilediğini kabaca tanımanız gerekir. Eğitimde ele alınan temel sistemler şunlardır:

  • Dolaşım sistemi: kalp, damarlar ve kan
  • Solunum sistemi: akciğerler
  • Sinir sistemi: beyin ve omurilik
  • Kas-iskelet sistemi: kemikler, eklemler ve kaslar
  • Sindirim sistemi: ağız, yutak, yemek borusu, mide, bağırsaklar ve anüsten oluşan sindirim kanalı ile pankreas, karaciğer ve safra kesesi
  • Boşaltım sistemi: böbrekler, idrar kanalları ve idrar torbası
  • Cilt: iç tabaka ve dış tabaka

Dolaşım sistemi

Dolaşım sistemi kalp, damarlar ve kandan oluşur. Ortalama 70 kg ağırlığındaki bir kişinin vücudunda yaklaşık 5 ila 6 litre kan bulunur. Atardamarlar, kalp atımları sayesinde oksijen bakımından zengin kanı dokulara taşır; toplardamarlar ise dokulardaki kullanılmış kanı kalbe geri getirir. Kılcal damarlar, dokuların içine yayılan en ince damarlardır. Damar türlerini tanımak, kanama konusunda kanamanın kaynağını ayırt edebilmenizi sağlar.

Solunum sistemi

Solunum sisteminin temel organı akciğerlerdir; soluduğunuz havadaki oksijen akciğerlerde kana geçerek dolaşım yoluyla dokulara ulaşır. İlkyardım açısından kritik olan, hava yolunun açık kalmasıdır. Bilinçsiz bir kişide kaslar gevşediği için dil hava yolunun tıkanmasına neden olabilir; bu yüzden solunum, her zaman hava yolunun açıklığıyla birlikte değerlendirilir.

Sinir sistemi

Sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur. Bilinç, kişinin kendisinden ve çevresinden haberdar olma halidir ve bu haberdarlığı sağlayan sinir sistemidir. Beyin kesintisiz kan akışına muhtaçtır: kan akımının durmasından sonraki ilk 4-6 dakika önemlidir, çünkü bu süre aşıldıktan sonra beyinde geri dönüşümsüz hasarlanmalar meydana gelmeye başlar.

Kas-iskelet sistemi

Kas-iskelet sistemi kemikler, eklemler ve kaslardan oluşur. Eklemler, kemikler arasındaki işlevsel bağlantıyı sağlayan birleşme yerleridir. Bu yapıların her birinin kendine özgü yaralanması vardır: kemikte meydana gelen kırılma veya çatlamaya kırık, eklemi oluşturan kemiklerin yer değiştirmesiyle eklem yüzeylerinin temasının tamamen bozulmasına çıkık, eklemin bağlarında veya eklemi çevreleyen dokularda meydana gelen yaralanmaya burkulma, aşırı gerginlik veya kullanımdan kaynaklanan kas liflerindeki yaralanmaya ise zorlanma denir.

Sindirim, boşaltım ve cilt

Sindirim sistemi; ağız, yutak, yemek borusu, mide, bağırsaklar ve anüsten oluşan sindirim kanalı ile bu kanala destek veren pankreas, karaciğer ve safra kesesinden oluşur. Boşaltım sistemini böbrekler, idrar kanalları ve idrar torbası oluşturur. Cilt ise iç tabaka ve dış tabaka olmak üzere iki katmandan oluşur ve vücudu dış etkenlere karşı örten ilk koruma hattıdır.

3. Acil Taşıma Teknikleri

Taşımada temel kurallar

Genel kural, hasta ya da yaralının zorunlu olmadıkça hareket ettirilmemesidir. Taşıma gerekiyorsa hızlı ancak güvenli şekilde gerçekleştirilmelidir. Taşıma sırasında ilkyardımcının kendi vücudunu koruması da hastanın güvenliği kadar önemlidir. Bunun için:

  • Hasta ya da yaralıya yakın mesafede durulmalı,
  • Kuvvetli ve uzun kas grupları kullanılmalı,
  • Sırt gerginliğini korumak için diz ve kalçalar bükülmeli,
  • Yerden destek alacak şekilde her iki ayak da kullanılmalı; destek ayağı arkada olacak şekilde biri diğerinden biraz önde yerleştirilmeli,
  • Omuzlar, kalça kemiğinin ve omuriliğin hizasında tutulmalı,
  • Ağırlık kaldırırken karın muntazam tutulup uyluk kasları kullanılmalı,
  • Kalkarken ağırlık kalça kaslarına verilmeli ve dizler en uygun biçimde tutulmalı,
  • Baş her zaman düz tutulmalı, homojen ve düzgün bir şekilde hareket ettirilmeli,
  • Yavaş ve düzgün adımlarla yürünmeli, adımlar omuzdan daha geniş olmamalı,
  • Yön değiştirirken ani dönme ve bükülmelerden kaçınılmalıdır.

Hasta ya da yaralı, baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak en az altı destek noktasından kavranmalıdır. Tüm hareketleri yönlendirecek sorumlu bir kişi olmalı; bu kişi hastanın baş ve boyun kısmını tutarak hareketler için gereken komutları vermelidir. Nakil sırasında hastanın genel durumu, solunumu ve bilinci izlenir; mevcut durumda bir değişiklik meydana gelmişse oluş zamanı belirtilerek kayıt altına alınır.

Tek kişilik taşıma teknikleri

Tek ilkyardımcının uygulayabileceği yöntemler şunlardır:

  • Sürükleme yöntemi
  • Kucakta taşıma (önde beşik) yöntemi
  • Omuzdan destek alarak taşıma (yan koltuk)
  • Sırtta taşıma (denk kayışı)
  • Omuzda taşıma (itfaiyeci yöntemi); bilinci kapalı hastalarda kullanılır

Birden fazla kişiyle taşıma

İlkyardımcı sayısı birden fazlaysa şu yöntemler uygulanabilir:

  • İki kişiyle ellerin üzerinde taşıma (altın beşik yöntemi)
  • Omuzdan destek alarak taşıma (yan koltuk desteği)
  • Kollar ve bacaklardan tutarak taşıma (teskereci yöntemi)
  • Sandalye ile taşıma

Sedye ile taşıma

Sedye kullanırken şu kurallara uyulur:

  • Hasta ya da yaralı, sedyeden düşmesini önlemek için sedyeye sabitlenmeli,
  • Sedye daima yatay pozisyonda tutulmalı ve hastanın başı gidiş yönünde olmalı (merdiven inerken baş yukarıda kalmalı),
  • Tercihen kas gücü daha fazla olan ilkyardımcı baş kısmında konumlanmalı,
  • Sedye hareketlerini yönlendirmek için ilkyardımcılardan biri sorumlu olmalı ve hareket onun komutlarıyla sağlanmalı,
  • Hasta ya da yaralı, battaniye ya da çarşaf gibi bir malzemeyle sarılmalıdır.

İki ilkyardımcı sedyeyi taşırken yere eğilerek, sırtları düz ve bacakları kıvrık olacak şekilde sedyenin iki ucundaki iç kısımlarda durur; komutla birlikte sedyeyi kaldırır ve dönüşümlü adımla yürümeye başlar. Sedyenin baş kısmındaki ilkyardımcı sağ, arkadaki sol ayağıyla yürümeye başlar. Önde yürüyen, yoldaki olası engelleri haber vermekle sorumludur.

Hastanın durumu ağır ya da yol uzun, zor ve engelliyse sedye dört ilkyardımcıyla taşınmalıdır. İkisi baş, ikisi ayak kısmında, sırtları dik ve bacakları bükülü olarak sedyenin yan kısımlarında çömelir; yukarı komutuyla sedyeyi kaldırırlar. Sedyenin sol tarafından tutanlar sol, sağ tarafından tutanlar sağ adımlarıyla yürümeye başlar. Dar bölgeden geçerken ilkyardımcılar sırtlarını sedyenin iç kısmına vererek yerleşir. Merdiven veya yokuş inip çıkarken sedye mümkün olabilecek en yatay pozisyonda tutulmalıdır.

Rentek manevrası

Patlama, yangın ya da solunumun durması gibi hayati tehdit oluşturan bir durum söz konusu olduğunda, araç içindeki hasta ya da yaralının özellikle omurgası korunarak tahliye edilmesini sağlayan yöntemdir. Buradaki amaç kişiyi bir an önce uzaklaştırmak değil, tehlike altındaki kişiyi omurgasına zarar vermeden güvenli alana almaktır.

4. Temel Yaşam Desteği ve OED

Ani kalp durması

Ani kalp durması, kalpte aniden ortaya çıkan işlev bozukluğunda ve kalp beklenmedik bir şekilde atmayı bıraktığında ortaya çıkar. Birkaç dakika içinde tedavi edilmediği takdirde hızla ölüme yol açar. Kan akımının durmasından sonraki ilk 4-6 dakika önemlidir; bu süre aşıldıktan sonra beyinde geri dönüşümsüz hasarlanmalar meydana gelmeye başlar. Temel yaşam desteğinin amacı, sağlık ekipleri gelene kadar bu süreyi hastanın lehine kullanmaktır.

Yaşam zinciri

Ani kalp durmasında hayatta kalma, birbirine bağlı altı halkadan oluşan yaşam zincirinin eksiksiz işlemesine bağlıdır:

  1. 112 acil yardım numarasının aranması
  2. Hızlı ve etkili göğüs basısı
  3. Hızlı defibrilasyon
  4. Gelişmiş ileri yaşam desteği
  5. Canlandırma sonrası bakım
  6. İyileşme

İlk üç halka, olay yerindeki ilkyardımcının elindedir.

Temel yaşam desteği adımları

Müdahaleye her zaman çevre güvenliğini sağlayarak ve rıza alarak başlanır. Ardından sesli ve ağrılı uyaranla bilinç kontrolü yapılır. Bilinç yoksa 112 aranır ya da çevredeki birine aratılır ve bir OED cihazı istenir.

Hava yolunu açmak için önce ağız içi kontrol edilir, sonra baş geri çene yukarı pozisyonu verilir. Solunum, bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye boyunca değerlendirilir. Solunum yoksa göğüs basısına geçilir: 30 göğüs basısının ardından göğüs kafesini yükseltecek kadar 2 suni solunum verilir ve bu döngü sürdürülür. Basılar 1 dakikada 100-120 bası hızında uygulanır; yetişkinde göğüs kemiği 5-6 cm, bebekte 4 cm çökecek şekilde, göğüs derinliğinin 1/3’ü oranında bastırılır. Her 5 turun sonunda solunum yeniden değerlendirilir.

Temel yaşam desteği; 112 ekipleri gelene, hastanın solunumu geri gelene ya da hasta yaşam belirtisi gösterinceye kadar sürdürülür. OED cihazı geldiğinde işlemler bırakılır ve cihaza geçilir.

OED nedir?

OED bir defibrilatör türüdür; defibrilatörler, kalbe şok uygulaması yapmaya yarayan cihazlardır. OED’ler hastane öncesinde tüm ilkyardımcılar tarafından kullanılabilir ve taşınabilir olduklarından daha fazla insanın hayatta kalmasını sağlar. Bu cihazlar sadece hayatı tehdit eden ritimler için şok önerdiği ve uyguladığı için güvenlidir.

OED yalnızca kalp ritmini analiz eder; hastanın solunumunu değerlendirmez. Solunumu değerlendirmek ilkyardımcının işidir.

Tam ve yarı otomatik OED

Tam otomatik OED, kalpteki düzensiz ritmi tanıyan ve şok uygulaması için ilkyardımcının herhangi bir düğmeye basmasına gerek olmayan cihazdır. Yarı otomatik OED ise düzensiz ritmi yine kendisi tanır, ancak şok uygulaması için ilkyardımcının cihaz üzerindeki şok düğmesine basması gerekir.

Ped kuralları

  • Pedlerin yapışacağı bölgenin kuru olması gerekir. Islaklık varsa pedler yerleştirilmeden önce göğüs kurulanır.
  • Göğsün kıllı olması ile boyun ve göğüsteki takılar pedlerin iletiminde sorun yaratır. Bu durumlarda cihazın yanındaki ilkyardım kitinde bulunan makas, eldiven ve tıraş bıçağı gibi malzemeler kullanılabilir. Çıkarılan takılar ayrı bir poşette muhafaza edilir.
  • Pedler açık yara üzerine yapıştırılmaz. Göğüs bölgesinde yapıştırılmış ilaç bantları varsa önce bantlar çıkarılır, sonra pedler yapıştırılır.
  • OED gebelerde ve kalp pili olduğu bilinen hastalarda kullanılabilir; ancak ped kalp pilinin üzerine değil, 2,5-3 cm uzağına yapıştırılır.
  • OED cihazı 29 gün ve üzeri bebeklerde kullanılır.

Güvenlik kuralları

OED kalp ritmi analizi yaparken ve şok verirken hasta ya da yaralıya dokunulmamalıdır.

OED; yağmur altında, ıslak ve metal zeminde olan hastaya uygulanmaz. Böyle bir durumda hasta kuru bir zemine çekilir, göğüs kafesi kurulanır ve pedlerin ve göğüs kafesinin tekrar ıslanmaması sağlanabiliyorsa cihaz kullanılır.

Yangın ve patlama tehlikesi olan, yanıcı gazların bulunduğu ve yoğun oksijenin olduğu ortamlarda OED kullanılmaz. Sürekli oksijen verilen bir hastada müdahale sırasında oksijen kaynağı kesilir veya uzaklaştırılır.

OED ve temel yaşam desteği uygulamasından sonra yaşam belirtisi gösteren hastaya derlenme pozisyonu verilir. Bu aşamada cihaz kesinlikle kapatılmaz ve pedler çıkarılmaz; cihaz analiz yapmaya devam eder ve gerektiğinde sizi sesli ya da görsel komutlarla yönlendirir.

Temel Yaşam Desteği karşılaştırma tablosu

Genel kurallar

  • 112 ekipleri gelene kadar, hastanın solunumu gelene kadar veya hasta yaşam belirtisi gösterinceye kadar TYD'ye devam edilir.
  • OED cihazı kapatılmaz, pedler asla çıkarılmaz.
  • OED ıslak zeminde, metal zeminde ve gaz kaçağı olan yerlerde kullanılmaz.
  • OED cihazı 29 gün ve üzeri bebeklerde kullanılır.
  • Hamilelerde ve kalp pili olan hastalarda OED kullanılır; pedler kalp pilinin 2,5-3 cm uzağına yapıştırılır.
YetişkinErgenlik bulguları olan ve sonrası yaş grubuÇocuk1 yaş ile ergenlik dönemi arasıBebek0-1 yaş arası
Çevre güvenliği alınır, rıza alınır. Çevre güvenliği alınır, rıza alınır. Çevre güvenliği alınır, rıza alınır.
Bilinç kontrolü: sesli ve ağrılı (omuzdan) uyaran. Bilinç kontrolü: sesli ve ağrılı (omuzdan) uyaran. Bilinç kontrolü: ayak tabanı ve avuç içi uyaranı.
112 aranır veya aratılır, OED istenir. 112 aranır veya aratılır, OED istenir. 112 aranır veya aratılır, OED istenir.
Ağız içi kontrolü yapılır. Ağız içi kontrolü yapılır. Ağız içi kontrolü yapılır.
Baş geri, çene yukarı pozisyonu verilir. Baş geri, çene yukarı pozisyonu verilir. Baş geri, çene yukarı pozisyonu verilir.
Bak-dinle-hisset (10 saniye). Bak-dinle-hisset (10 saniye). Bak-dinle-hisset (10 saniye).
Solunum yoksa: 30 kalp masajı (iki elle). Solunum yoksa: 30 kalp masajı (tek elle). Solunum yoksa: 30 kalp masajı (iki parmakla).
İki ilkyardımcı olsa da oran değişmez (30 kalp masajı / 2 solunum). İki ilkyardımcı varsa 15 kalp masajı / 2 solunum. İki ilkyardımcı varsa 15 kalp masajı / 2 solunum.
Dakikada 100-120 bası. Dakikada 100-120 bası. Dakikada 100-120 bası.
Göğüs kemiği 5-6 cm, 1/3 oranında çökecek şekilde. Göğüs kemiği 5-6 cm, 1/3 oranında çökecek şekilde. Göğüs kemiği 4 cm, 1/3 oranında çökecek şekilde.
2 suni solunum, göğüs kafesini yükseltecek kadar. 2 suni solunum, göğüs kafesini yükseltecek kadar. 2 suni solunum, göğüs kafesini yükseltecek kadar (ağız ve burun birlikte ağza alınır).
OED geldiğinde işlemler bırakılır, cihaza geçilir. OED geldiğinde işlemler bırakılır, cihaza geçilir. OED geldiğinde işlemler bırakılır, cihaza geçilir.
Pedler yerleştirilir: sağ köprücük kemiği ve sol meme altı. Pedler yerleştirilir: iki ped arasında 3 cm boşluk kalıyorsa sağ köprücük kemiği ve sol meme altı; kalmıyorsa ön-arka pozisyonu. Pedler ön-arka pozisyonunda yerleştirilir (yeterli boşluk kalmayacağı için).
Cihazın komutlarına uyulur. Cihazın komutlarına uyulur. Cihazın komutlarına uyulur.
30 kalp masajı / 2 suni solunum; 5 tur sonrası solunum değerlendirilir. 30 kalp masajı / 2 suni solunum; 5 tur sonrası solunum değerlendirilir. 30 kalp masajı / 2 suni solunum; 5 tur sonrası solunum değerlendirilir.
Yaşam belirtisi görüldüğünde derlenme pozisyonuna getirilir. Yaşam belirtisi görüldüğünde derlenme pozisyonuna getirilir. Yaşam belirtisi görüldüğünde derlenme pozisyonuna getirilir.
2-3 dakika aralıklarla kontrol edilir. 2-3 dakika aralıklarla kontrol edilir. 2-3 dakika aralıklarla kontrol edilir.
Tabloyu PDF olarak indir

5. Hava Yolu Tıkanıklıkları

Kısmi tıkanma

Yutulan veya hava yoluna kaçan yabancı cismin hava geçişinde azalmaya neden olmasına kısmi tıkanma denir; az da olsa hava geçişi vardır. Kısmi tıkanıklıkta kişi konuşabilir, kuvvetli öksürebilir ve az da olsa nefes alabilir. Nefes alırken ıslık sesi duyulabilir. Tıkanıklık devam ederse cilt mavimsi veya grimsi bir renge dönebilir.

Tam tıkanma

Yabancı cismin hava geçişini tamamen engellemesine ise tam tıkanma denir; hiç hava geçişi yoktur. Kişi konuşma çabası içindedir ancak konuşamaz, sorulara baş hareketleriyle cevap verir. Öksüremez veya çok zayıf öksürmeye çalışır, nefes alamaz. Panik halindedir, acı çeker ve ellerini boynuna götürerek evrensel boğulma işaretini yapar. Yeterli hava alamadığını gösteren yüksek perdeli sesler çıkarabilir; ciltte mavi veya grimsi görünüm vardır.

“Boğuluyor musun?” değerlendirmesi

Tıkanıklığın kısmi mi tam mı olduğunu anlamanın yolu, kişiye “Boğuluyor musun?” diye sormaktır.

Kişi “Boğuluyorum” diye cevap veriyorsa, kuvvetli öksürüyorsa ve nefes alabiliyorsa tıkanıklık kısmidir. Bu durumda kişiye öksürmeye devam etmesi söylenir ve başka bir şey yapılmaz.

Kişi cevap veremiyor, öksüremiyor veya zayıf öksürüyor, mücadele ediyor ve nefes alamıyorsa tam hava yolu tıkanıklığı söz konusudur ve Heimlich manevrasına başlanır.

Heimlich manevrası

Heimlich manevrası, tam hava yolu tıkanıklığında uygulanan müdahaledir. Konuşamayan, öksüremeyen ve nefes alamayan kişide vakit kaybetmeden başlanır. Uygulamanın el pozisyonları ve bası tekniği yetişkin, çocuk ve bebeklerde farklılık gösterir; bu ayrıntılar eğitimde uygulamalı olarak öğretilir.

Dilin hava yolunu tıkaması

Hava yolu yalnızca yabancı cisimle tıkanmaz. Bilinçsiz bir hasta veya yaralıda kaslar gevşer ve gevşeyen dil hava yolunun tıkanmasına neden olabilir. Bu risk, kişinin derlenme pozisyonuna getirilmesiyle giderilir. Derlenme pozisyonu için şart, kişinin bilinçsiz ancak normal nefes alabiliyor olmasıdır.

6. Bilinç Bozuklukları

Bilinç ve bilinç bozukluğu nedir?

Bilinç, kişinin kendisinden ve çevresinden haberdar olma halidir. Bilinç bozukluğu ise bilincin hafif uyku halinden, hiçbir uyarana yanıt verilmeyen derin uyku haline kadar olan değişimlerini kapsayan durumdur. Yani bilinç bozukluğu tek bir tablo değildir; hafif bir dalgınlıktan tam yanıtsızlığa uzanan geniş bir aralığı ifade eder.

Koma

Koma, kişinin dış uyaranlardan haberdar olmadığı, gözlerinin kapalı olduğu, uykuya benzeyen ancak uyandırmanın mümkün olmadığı bir durumdur. Yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybıdır.

Bilincin değerlendirilmesi: USAY (AVPU)

Bilinç bozukluğunun değerlendirilmesinde, akılda kolayca kalması için oluşturulmuş USAY (İngilizce kaynaklarda AVPU) kısaltması kullanılır. Kısaltmanın her harfi bir yanıt düzeyini gösterir:

  • Uyanık (Alert)
  • Sesli uyarana yanıt (Verbal)
  • Ağrılı uyarana yanıt (Pain)
  • Yanıtsız (Unresponsive)

Bayılma (senkop)

Bayılma, beyne giden kan akışının geçici bir süre ile azalmasından kaynaklanan kısmi veya tam bilinç kaybıdır. Komadan farkı da buradadır: bayılmadaki bilinç kaybı geçicidir, koma ise uyandırılamayan ve uzun süren bir bilinç kaybıdır.

İnme (felç)

İnme, beyindeki bir damarın aniden tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak meydana gelir. İnmeden şüphelenilen hastanın değerlendirilmesinde FAST kısaltması kullanılır:

  • Yüz (Face)
  • Kol (Arm)
  • Konuşma (Speech)
  • Nakil (Transfer)

Değerlendirmede kişiye yüzü, kolları ve konuşmasıyla ilgili basit komutlar verilir. Kişi bu komutlardan herhangi birini yapmakta zorlanıyorsa inme (felç) olarak kabul edin ve kısaltmanın son adımının da söylediği gibi bir sağlık kuruluşuna nakledilmesini sağlayın.

Kan şekeri düşmesi

Kan şekeri düşüklüğü; az yemek yeme, ağır egzersiz yapılması ve şeker hastalığı tedavisi sırasında fazla miktarda insülin yapılması gibi nedenlere bağlı olarak, kan şekeri seviyesinin hayatı tehdit eden sınırların altına düşmesidir.

Şeker hastalarında bunun tersi de görülebilir: çok fazla miktarda yemek yeme, yetersiz insülin kullanımı, hareketsizlik ve stres gibi nedenler kandaki şeker seviyesinin aşırı yükselmesine yol açar. Bazen bu yükseklik hastanın komaya girmesine dahi neden olabilir.

Kan şekeri düşüklüğünün ve yüksekliğinin belirtileri çoğu zaman birbirine benzeyebilir ve ayırt edilemeyebilir. Bu durumda hastaya şeker verilmelidir, çünkü kan şekeri düşüklüğü hastayı hızlı bir şekilde ölüme götürebilir.

Derlenme pozisyonu

Bilinçsiz bir hasta ya da yaralıda kaslar gevşer ve gevşeyen dil hava yolunun tıkanmasına neden olabilir. Bu risk, kişinin derlenme (kurtarma, iyileşme, sabit yan yatış) pozisyonuna getirilmesiyle giderilir. Bunun için şart, pozisyonun tanımında da yer aldığı şekliyle kişinin bilinçsiz ancak normal nefes alabiliyor olmasıdır.

Bilinci kapalı olduğu halde normal soluyan bir kişiyi yan yatırmak, dilin hava yolunu kapatmasını önler ve sağlık ekibi gelinceye kadar hava yolunun açık kalmasını sağlar.

Sara nöbeti (epilepsi)

Sara (epilepsi), kişinin istemi dışında vücut kaslarının bir bölümünün ya da tamamının sarsılarak kasılmasıdır. Nöbet geçiren kişiye yaklaşım ve nöbet sırasında yapılması gerekenler, eğitimde uygulamalı olarak ele alınır.

7. Kanamalar

Kanama nedir?

Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına, vücudun içine veya dışına doğru akmasına kanama denir. Ortalama 70 kg ağırlığındaki bir kişinin vücudunda yaklaşık 5 ila 6 litre kan bulunur. Hızla gelişen bir litre veya daha fazla kan kaybı şoka ve ölüme neden olabilir.

Kanamanın ciddiyeti; kanamanın hızına, vücutta kanın aktığı bölgeye, kanama miktarına, kişinin fiziksel durumuna ve yaşına bağlıdır.

Kanama türleri

Kanamalar, hasar gören damarın türüne göre üçe ayrılır:

  • Atardamar kanamaları: Atardamarlar, kalp atımları sayesinde oksijen bakımından zengin kanı dokulara taşır. Kanama kalp atımlarıyla uyumlu olarak fışkırır tarzda akar ve açık renklidir; bir ana atardamar kesildiğinde kan birkaç metre uzağa fışkırabilir. Çok kısa sürede büyük miktarda kan kaybına yol açabildiği için en ciddi kanama türüdür. Atardamarın büyüklüğüne göre doğrudan bası bile kanamayı durdurmaya yetmeyebilir.
  • Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar, dokulardaki kullanılmış kanı kalbe taşır. Kan koyu renklidir; yavaş ve tekdüze akar. Damarın büyüklüğüne göre kanamanın şiddeti değişebilir, ancak bu kanamalar atardamar kanamalarından daha kolay kontrol altına alınır.
  • Kılcal damar kanamaları: En yaygın kanama türüdür ve sızıntı şeklindedir. İlk başta kanama hızlı olabilir ama kan kaybı genellikle hafiftir; bu kanamalar genellikle ciddi değildir ve hızlıca kontrol edilebilir.

Dış kanamalarda baskı uygulama

Kanayan yaranın üzerine en az 5 dakika boyunca bası uygulanır. Yara üzerindeki ilk bez ıslanırsa yerinden kaldırılmaz; üzerine ikinci bir bez konularak basıya devam edilir. İlk yerleştirilen malzemeyi yenisiyle değiştirmek, kanamayı kontrol altına almayı zorlaştırdığı gibi kontrol altındaki kanamanın yeniden başlamasına da sebep olabilir.

Kanama 10 dakika içinde durmazsa, ilk bezin üzerine daha fazla bez eklenir ve daha geniş bir alana daha sıkı bir şekilde bastırılır. Doğrudan basıda kullanılan malzemeyi sabit tutmak için basınçlı bandaj uygulanır. Bandajı sararken çok sıkı olduğunu gösteren işaretlere dikkat edin: artan ağrı, uyuşma veya karıncalanma, ciltte renk değişikliği ve kaslarda işlev kaybı.

Turnike

Doğrudan bası ve basınçlı bandaj ile durdurulamayan, hayatı tehdit eden ciddi kol ve bacak kanamalarında turnike uygulanır. Ortamda müdahale edilecek çok sayıda hasta ya da yaralı bulunması durumunda veya uzuv kopması şeklindeki yaralanmalarda da turnike uygulanabilir.

Turnike kanamayı durdurur, ancak kan akımını tamamen kestiği için ciddi doku hasarına ve buna bağlı uzuv kaybına yol açabilir. Bu yüzden turnike uygulama kararı dikkatli alınmalıdır. Kullanılacak malzeme en az 5-10 cm genişliğinde, esnemeyen bir sargı veya kumaş olmalıdır; cildi keserek hasara yol açabileceğinden ip ve tel gibi malzemeler kullanılmaz. Turnikeyi sıkmak ve gevşetmek için tahta parçası ve kalem gibi malzemeler turnikenin düğümünde kullanılabilir; böylece istenildiğinde kan dolaşımına izin verilerek doku hasarı ihtimali düşürülür.

Uygulamada şu kurallara uyulur:

  • Turnike, kol ve uyluk gibi tek kemikli bölgelere uygulanır. El ve ayağın beslenmesini bozabileceği için ön kola ve bacağa uygulanmaz; yalnızca kopmuş uzuvlarda ön kola ve bacağa da uygulanabilir.
  • Kanamanın olduğu bölgeye en yakın olan ve deri bütünlüğünün bozulmamış olduğu yere uygulanır.
  • Kanama duruncaya kadar sıkılır; kanama durduktan sonra daha fazla sıkılmaz.
  • Uygulanan bölgenin üzeri örtülmez, mutlaka görülecek şekilde açık bırakılır. Birden çok hasta ya da yaralı varsa kişinin üzerine veya alnına görülecek şekilde “Turnike” ya da “T” yazılır; turnikenin üzerine uygulamanın yapıldığı saat yazılır.
  • Bu aşamaya kadar aranmamışsa 112 aranır ve sağlık ekibi gelinceye kadar turnikeye gevşetme veya açma gibi ek bir işlem yapılmaz.
  • Hasta ya da yaralıya yiyecek veya içecek verilmez; bilinci ve hayati fonksiyonları 2-3 dakikada bir kontrol edilir.

İç kanamalar

İç kanamalar, kanın damar dışına çıktığı fakat kafatası, göğüs kafesi ve karın boşluğu gibi vücudun içinde kaldığı kanamalardır. Trafik kazası, yüksekten düşme ve çarpma gibi ezici (künt) yaralanmalarda; delici kesici alet ve ateşli silah yaralanması gibi delici (penetran) yaralanmalarda görülebileceği gibi, mide ve akciğer hastalıkları gibi iç organ hastalıklarında da ortaya çıkabilir.

Cilt bütünlüğü bozulmadığı için dışarıya kanama olmaz. Bu yüzden iç kanamalar hemen fark edilmeyebilir ve hayatı tehdit edebilir; ancak bazı belirti ve bulgular iç kanamadan şüphe edilmesini sağlayabilir.

Burun ve kulak kanamaları

Burun kanamasında hasta sakinleştirilir ve oturtulur. Başını öne eğmesi istenir ve ağızdan nefes alması sağlanır. Burun kanatlarına 10-15 dakika boyunca baskı uygulanır. 20 dakikadan sonra kanama hâlâ devam ediyorsa 112 aranır ve yardım istenir.

Kulak kanaması hafifse kulak temiz bir bezle temizlenir. Kanama ciddi ise kulak tıkanmadan temiz bezlerle kapatılır. Kişinin bilinci açıksa sırtüstü yatırılır; bilinci kapalıysa ve omurga yaralanması yoksa kanayan kulağı üzerine yan yatırılır.

8. Şok ve Göğüs Ağrısı

Şok nedir?

Dokuların ihtiyacı olan oksijen ve diğer temel gereksinimlerin, dolaşım bozukluğu nedeniyle sağlanamaması durumuna şok denir. Şoka yol açabilecek nedenlerden biri ciddi kan kaybıdır: hızla gelişen bir litre veya daha fazla kan kaybı şoka ve ölüme neden olabilir. Bu yüzden ciddi kanaması olan her hasta ya da yaralıda şok gelişebileceği akılda tutulur.

Şok pozisyonu

Şok bulguları gösteren kişi konuşuyorsa ve normal nefes alıp veriyorsa şok pozisyonu verilir: hasta sırtüstü yatırılır ve bacakları yukarı kaldırılır. Ardından 112 acil yardım ekibinin gelmesi beklenir. Bu süre boyunca kişiye yiyecek veya içecek verilmez; bilinci ve hayati fonksiyonları 2-3 dakikada bir kontrol edilir.

Göğüs ağrısı ve kalp

Göğüs ağrısı, kalpte gelişen ciddi bir sorunun habercisi olabilir ve her zaman ciddiye alınmalıdır. Tablo en kötü ihtimalle ani kalp durmasına kadar ilerleyebilir; bu durumun tanımı ve müdahalesi Temel Yaşam Desteği konusunda anlatılmıştır.

Göğüs ağrısı olan bir kişiyle karşılaştığınızda kişiyi sakinleştirin ve dinlenmesini sağlayın; genel kural olarak hasta zorunlu olmadıkça hareket ettirilmez. Vakit kaybetmeden 112’yi arayın ya da çevredeki bir kişiye aratın. Kişi yanıtsız hale gelir ve normal nefes almıyorsa temel yaşam desteğine başlanır.

9. Yaralanmalarda İlkyardım

Yaralanma türleri

Yaralanmalar oluş şekline göre iki ana grupta değerlendirilir: trafik kazası, yüksekten düşme ve çarpma gibi ezici (künt) yaralanmalar ile delici kesici alet yaralanması ve ateşli silah yaralanması gibi delici (penetran) yaralanmalar. Her iki yaralanma türü de dışarıdan görünen yaranın yanında vücut içinde kanamaya yol açabilir; bu yüzden yaralının değerlendirilmesinde yalnızca görünen yarayla yetinilmez.

Yara ilkyardımının genel ilkeleri

Yara şiddetli kanıyorsa yaraya doğrudan bası uygulanarak kanama durdurulur ve yara kuru, temiz bir bez veya bandajla örtülür. Yaraya saplanmış yabancı bir cisim varsa cisim çıkarılmaz, yerinde sabitlenir. Hasta ya da yaralıya yiyecek veya içecek verilmez ve bu aşamaya kadar aranmamışsa 112 aranarak yardım istenir.

Delici göğüs yaralanmaları

Açık göğüs yaralanmalarında yaranın üzeri bir poşetle kapatılır; poşetin üç tarafı kapatılır, tek tarafı açıkta bırakılır. Göğüs ve karın yaralanmalarında kişinin bilinci kapalıysa yaraya doğru derlenme pozisyonu verilir.

Delici karın yaralanmaları

Açık karın yaralanmalarında dışarı çıkan organları içeri sokmaya çalışmayın. Organların üzerine temiz, nemli bir bez örtün; bezin üzerini de temiz şeffaf plastik gıda ambalajı veya alüminyum folyo ile örtüp bandaj yapın.

Uzuv kopması

Kopan uzuv parçası kesinlikle su veya herhangi bir sıvı ile yıkanmaz ve ıslatılmaz. Parça, varsa steril bir gazlı beze yoksa temiz bir beze sarılır ve temiz, su geçirmez, ağzı kapalı bir plastik torbaya yerleştirilir. Bu torba, içine bir ölçek suya iki ölçek buz konulmuş ikinci bir torbaya ya da kovaya konur. Böylece kopan parçanın buzla doğrudan teması önlenerek donması engellenir ve soğuk bir ortamda taşınması sağlanır.

Torba yaralı ile aynı araca konur ve üzerine yaralının adı ile soyadı yazılır. 112 aranır ve yaralının en geç 6 saat içinde bir sağlık kuruluşuna ulaşması sağlanır.

Uzuv parçası tam kopmamışsa, aradaki kopmamış yapılar kesinlikle kesilmez. Parça normal pozisyonuna getirilir; kuru, varsa steril bir gazlı bez veya temiz bir beze sarılır ve üzerine bir buz paketi yerleştirilir.

Diş kopması

Kopan diş yerine yerleştirilmeye çalışılmaz ve temizlenmez. Diş streç filmde ya da kişinin kendi tükürüğü, tam yağlı inek sütü veya yumurta akı gibi protein içeren maddelerin içinde saklanır. Yaralı, mümkün olan en kısa zamanda bir diş hekimine yönlendirilir.

10. Boğulmalar

Boğulma nedir?

Boğulma; su veya başka bir sıvıya dalma ya da batma nedeniyle solunum bozukluğu yaşanması veya bu sürecin ölümle sonlanmasıdır. Tanım, kusmuk ve tükürük gibi vücut sıvıları hariç tüm sıvı türlerini içerir. Boğulmanın meydana gelebilmesi için kişinin yüzünün, yani ağız ve burnunun suya ya da sıvıya batması veya sıvıyla örtülmesi gerekir. Boğaza kaçan yabancı cismin hava yolunu tıkaması ise burada anlatılandan ayrı bir konudur.

Boğulma süreci nasıl sonlanır?

Boğulma süreçleri üç şekilde sonlanabilir:

  • Sudan kurtulmuş: Suya dalma ya da batma durumunda solunumla ilgili bir bulgu oluşmazsa kişiye “sudan kurtulmuş” denir; bu bir boğulma değildir.
  • Ölümcül olmayan boğulma: Hasta ya da yaralı herhangi bir zamanda kurtarılırsa boğulma süreci durur ve buna “ölümcül olmayan boğulma” denir.
  • Ölümcül boğulma: Boğulmaya bağlı olarak herhangi bir zamanda ölüm gerçekleşirse buna “ölümcül boğulma” denir.

Boğulmada ilkyardım

Sudan çıkarılan kişide önce bilinç ve solunum değerlendirilir. Kişi bilinçsiz ancak normal nefes alabiliyorsa derlenme pozisyonuna alınır; bu pozisyon, gevşeyen dilin hava yolunu tıkamasını önler. 112 aranır ya da çevredeki bir kişiye aratılır.

Solunumu olmayan kişide temel yaşam desteğine başlanır. Sudan çıkarılan kişide OED kullanılacaksa kişi önce kuru bir zemine alınır ve göğüs kafesi kurulanır; cihazın ıslak zemindeki kullanım kuralları Temel Yaşam Desteği ve OED konusunda ayrıntılı anlatılmıştır.

11. Kırık, Çıkık ve Burkulma

Kırık nedir?

Bir kemikte meydana gelen kırılma veya çatlamaya kırık adı verilir. Yani kırık, her zaman kemiğin tamamen ikiye ayrılması şeklinde olmak zorunda değildir; kemikteki bir çatlak da kırık kabul edilir.

Çıkık, burkulma ve zorlanma nedir?

Bu yaralanmaları ayırt edebilmek için önce eklemi tanımak gerekir. Eklem, kemikler arasındaki işlevsel bağlantıyı sağlayan birleşme yerleridir.

  • Çıkık: Eklemi oluşturan kemiklerin yer değiştirmesi nedeniyle eklem yüzeylerinin artık birbirleriyle temas etmeyecek şekilde tamamen bozulmasıdır. Bu süreçte eklemdeki destekleyici bağlarda da hasar meydana gelebilir.
  • Burkulma: Bir eklemin bağlarında veya eklemi çevreleyen dokularda meydana gelen yaralanmadır.
  • Zorlanma: Aşırı gerginlik veya aşırı kullanımdan kaynaklanan, kas liflerindeki yaralanmadır.

Sabitleme (atel) ilkesi

Atel, zedelenmiş dokuların veya hasar görmüş kemiklerin düzgün bir biçimde sabitlenmesi için kullanılan malzemelerdir. Kırık, çıkık ve burkulmalarda ilkyardımın temel ilkesi, yaralı bölgeyi bulduğunuz pozisyonda sabitlemek, yani hareketsiz hale getirmektir. Sabitlemenin amacı, yaralı bölgenin hareket ederek daha fazla zarar görmesini önlemektir.

Hareket ettirmeme kuralı

İlkyardımın genel bir kuralı olarak hasta ya da yaralı, zorunlu olmadıkça hareket ettirilmez. Kırık, çıkık veya burkulma şüphesi olan kişide bu kural daha da önem kazanır. Çıkan eklemi yerine oturtmaya ya da kırık olduğunu düşündüğünüz kemiği düzeltmeye çalışmayın; bu müdahaleler sağlık profesyonellerinin işidir. Yaralı bölgeyi sabit tutun, 112’yi arayın ve kişinin en yakın sağlık kuruluşuna güvenle ulaşmasını sağlayın.

12. Böcek Sokmaları ve Hayvan Isırıkları

Sokma ve ısırıklarda belirtiler

Böcek sokmaları çoğu zaman sokulan bölgeyle sınırlı (lokal) belirtilere yol açar; bölgede ağrı, kızarıklık ve şişlik görülür. Asıl tehlike, tablonun tüm vücudu ilgilendiren (sistemik) bulgulara dönüşmesidir. Arı sokması gibi vücudun duyarlı olduğu alerjenlere karşı bağışıklık sisteminin verdiği aşırı tepkiye alerjik reaksiyon denir. Anafilaksi adı verilen şiddetli alerjide ise ağız, dil veya boğazda şişme sonrası hava yolu daralır ve nefes almak zorlaşır. Bu aşamada kişinin hayatı tehdit altındadır ve hemen 112’nin aranması gerekir.

Arı sokmaları

Önce bölgenin güvenli olduğundan emin olun; tehlike sürüyorsa kişiyle birlikte olay yerinden uzaklaşıp güvenli bir yere sığının. Etkilenen bölgeyi su ve sabunla yıkayın. Arının iğnesi cildin üzerinden görülüyorsa mümkün olduğunca hızlı çıkarın: kredi kartı, cetvel veya anahtar arkası gibi düz kenarlı bir aletle iğnenin olduğu yeri, iğne dışarı çıkana kadar nazikçe kazıyın. Cımbız gibi aletlerle sıkarak çıkarmaya çalışmayın; iğneyi sıkmak cilde daha fazla zehir salınmasına neden olabilir. Soğuk uygulama yaparak şişliği ve zehrin emilimini azaltın. Ağız içi sokmalarında, alerji öyküsü olanlarda ve sistemik bulgu gösterenlerde hemen 112’yi arayın ya da aratın. Ciddi alerjik bulguları olan kişinin reçete edilmiş ilacı (epinefrin otomatik enjektörü) varsa bacağının kaslı bir bölgesine uygulanır.

Kene tutunmaları

Kene ısırıkları çoğunlukla ağrısız olduğu için genellikle çok sonra fark edilir. Kene vücutta ne kadar uzun kalırsa hastalık geçiş riski o kadar artar; bu süre 24 saati aştığında risk daha da yükselir. Bu yüzden kene fark edilir edilmez, parçalanmadan çıkarılmalıdır.

  • Keneye asla çıplak elle dokunmayın, eldiven giyin.
  • İnce bir cımbızla, kenenin cilde yapıştığı yere en yakın noktadan ve baş kısmından tutun; çok sıkmadan yukarı doğru çekerek çıkarın. Baş ve ağız kısmının tam olarak çıktığından emin olun.
  • Keneyi bükmeyin, sarsmayın; gövdesini sıkmayın, ezmeyin, patlatmayın.
  • Vazelin, alkol, benzin, mazot ve aseton gibi maddeler uygulamayın; sıcak uygulamayın, kibrit, çakmak veya sigarayla yakmaya çalışmayın.
  • Keneyi çıkardıysanız gerekli kan testleri için, çıkaramadıysanız zaman kaybetmeden ısırılan kişinin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasını sağlayın.

Akrep ve örümcek

Akrep sokmasında kişiyi sakinleştirin ve etkilenen bölgeyi hareket ettirmeyin. Bölgeyi su ve sabunla nazikçe yıkayın, üzerine 15 dakika soğuk uygulama yapın ve kan dolaşımını engellemeyecek şekilde bandaj uygulayın. Sokulan yere kesme veya emme gibi hiçbir işlem yapmayın. 112’yi arayarak ya da aratarak yardım isteyin.

Örümcek ısırığında da etkilenen bölge su ve sabunla yıkanır, soğuk uygulama yapılır ve dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır. Isırılan bölgedeki kızarıklık ve ağrı artışına uyuşukluk eklenirse kişinin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasını sağlayın; sistemik bulgular varsa hemen 112’yi arayın.

Denizanası sokmaları

Kişinin sokma bölgesini ovmasını engelleyin. Yapışık durumdaki dokunaçları kredi kartı gibi düz bir nesneyle kazıyarak çıkarın. Dokunaçların etkisiz hale getirilmesi için coğrafi bölgeye ve denizanası türüne göre deniz suyu, karbonat ve sirke ya da ısı uygulaması yapılır. Tatlı su, zehrin açığa çıkmasına ve daha fazla zehirlenmeye neden olabileceğinden kullanılmaz; türden emin değilseniz temas bölgesini yalnızca deniz suyuyla iyice durulayın. Denizanası sokmalarında basınçlı bandaj kullanılmaz. Ölümcül denizanasının görüldüğü bölgelerde hemen 112’yi arayın ya da aratın.

Kedi, köpek ve diğer hayvan ısırıkları

Yaraya bakmadan önce ellerinizi su ve sabunla yıkayın. Mümkünse eldiven giyin; eldiven yoksa temiz bir plastik poşet kullanarak kişinin kanı veya yarasıyla temas etmeyin. Isırık yerini 10-15 dakika su ve sabunla yıkayın. Yara şiddetli kanıyorsa doğrudan bası uygulayarak kanamayı durdurun. Yarayı kuru ve temiz bir bez ya da bandajla örtün ve kişiyi bir sağlık kuruluşuna yönlendirin.

Yılan ısırıkları

Kişiye uzanmasını ve hareket etmemesini söyleyin; sakin kalmak ve hareketsizlik zehrin yayılmasını yavaşlatır. Mümkünse eldiven giyin, yoksa temiz bir plastik poşetle kendinizi koruyun. Şişme nedeniyle kan akışını engelleyebileceği için yüzük ve saat gibi takıları ve sıkı giysileri çıkarın. Yarayı temiz bir pamuklu bez ya da bandajla örtün; ısırık kol veya bacaktaysa yaranın üstünden, dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulayın. Yılan ısırığında yara üzerine soğuk veya buz uygulanmaz; yarayı emmek, kesmek veya enjeksiyon yapmak gibi işlemlerden kaçınılır ve turnike uygulanmaz. 112’yi arayarak yardım isteyin.

13. Zehirlenmeler

Zehirlenme nedir?

Zehirlenme, vücuda giren bir maddenin vücudun normal çalışmasını bozması ve sağlığa zarar vermesidir. İlaçlardan temizlik ürünlerine, soba ve egzoz gazından bozulmuş gıdalara kadar pek çok madde zehirlenmeye yol açabilir.

Zehirlenme yolları

Zehirler insan vücuduna farklı yollarla girebilir:

  • Sindirim yolu ile zehirlenme (ağızdan)
  • Solunum yolu ile zehirlenme (gazlar)
  • Cilt emilimi ile zehirlenme
  • Enjeksiyon yolu ile zehirlenme
  • Göze sıçrayan maddelerle zehirlenme

Belirtiler; zehrin türüne, miktarına ve vücuda giriş yoluna göre değişir. Bu nedenle zehirlenmeden şüphelendiğiniz her durumu ciddiye alın ve mutlaka sağlık ekiplerinin değerlendirmesine başvurun.

Zehirlenmelerde genel ilkyardım ilkeleri

İlkyardımcı, hasta ya da yaralıya müdahale etmeden önce olay yeri güvenliğini sağlar. Bu kural zehirlenmelerde özellikle önemlidir; solunum yoluyla zehirlenmelerde ortamdaki gaz size de zarar verebilir, kendinizi korumadan müdahaleye girişmeyin.

  • 112’yi arayın. Maddenin ne olduğunu, ne zaman ve ne kadar alındığını öğrenebiliyorsanız 112 görevlisine ve gelen sağlık ekibine iletin; varsa madde ambalajını saklayın ve üzerindeki uyarıları dikkate alın.
  • Kişiyi kendi kararınızla kusturmaya çalışmayın. İlkyardımın genel kuralı gereği hasta ya da yaralıya yiyecek veya içecek de verilmez.
  • Bilinci kapalı ancak normal nefes alan kişiyi derlenme pozisyonuna alın; bu pozisyon, gevşeyen dilin hava yolunu tıkamasını önler.
  • Sağlık ekibi gelene kadar kişinin bilincini ve solunumunu takip edin.

14. Yanık, Sıcak ve Soğuk Acilleri

Yanık nedir?

Yanık; cilt ve/veya cilt altı dokularda ısı, soğuk, elektrik, radyasyon veya kimyasal ajanlara maruz kalma sonucu oluşan akut hasarlanmadır. Yanığın kaynağı, ilkyardımda izlenecek yolu da belirler.

Isı (termal) yanıklarında ilkyardım

Yanan bölgeyi en az 20 dakika soğuk su altında tutun. Yanık yüzeyi büyükse ısı kaybı çok olacağından bunu yapmayın; bunun yerine yanmış bölgeleri soğuk suyla ıslatılmış gazlı bez ya da temiz bir bezle örterek 15-30 dakika soğutun. Soğutma sırasında ısı kaybını önlemek için kişiyi battaniyeyle örtün. Giysileri cildi kaldırmadan, soğutma sonrasında ve mümkünse dikiş yerlerinden keserek çıkarın. Şişme oluşabileceği için yüzük, bilezik ve saat gibi eşyaları da çıkarın. Yanık yerlerini tiftiksiz, kuru ve temiz bir malzemeyle (örneğin plastik streç film) örtün. Şişmeyi engellemek için yanmış kol ve bacakları 24 ila 48 saat kalp seviyesinden yüksekte tutun. 112’yi arayarak yardım isteyin.

Yanık yüzeyinde şunlar yapılmaz:

  • İçi su dolu kabarcıkları patlatmayın.
  • Yanık yüzeyine diş macunu, yoğurt, buz, pudra ve merhem gibi maddeler sürmeyin.
  • Yanık bölgelerine bandaj veya gazlı bez uygulamayın.

Kimyasal yanıklar

Önce kendinizi koruyun: eldiven giyin, eldiven yoksa ellerinizi örtmek için plastik bir torba kullanın ve 112’yi arayın. Bol su ile yıkama hemen hemen tüm kimyasal yanıklarda kullanılır; ancak bazı kimyasallar suyla bir araya geldiğinde yanığı artırabileceğinden, yıkamadan önce madde ambalajındaki uyarıları dikkate alın. Yanık nedeni toz bir kimyasalsa önce kuru kimyasalı fırçalayarak temizleyin, sonra cilt yüzeyini 10 ila 15 dakika boyunca soğuk ve nazikçe akan suyla yıkayın. Alkali maddelerle oluşan yanıklarda yıkama süresini daha uzun tutun. Kimyasal bulaşmış giysileri ve takıları çıkarın, etkilenen alanı temiz bir bezle gevşekçe sarın. Kişi ilk yıkamadan sonra hâlâ yanma hissediyorsa bölgeyi birkaç dakika daha yıkayın.

Elektrik yanıkları

Kişi hâlâ elektrik kaynağına bağlıysa asla dokunmayın; elektriği ana sigortadan kapatın. Ortam güvenliyse kişiyi olduğu yerde değerlendirin ve hareket ettirmeyin. Soğutmayı yalnızca elektrik çarpma tehlikesi kalmadığında ve akım kapalıyken yapın: etkilenen bölgeye 10-15 dakika boyunca ya da yanığın acı vermesi durana kadar temiz su dökün. Çok soğuk su kullanmayın; bu, kişide kolayca hipotermiye yol açabilir. Yanık yaralarını temiz bir bezle örtün, içi sıvı dolu kabarcıkları patlatmayın. Yanmış cilde yapışmamış kıyafet ve takıları çıkarın; yapışmış olanları ise yerinden oynatmayın. Kişinin üstünü örterek ısı kaybını önleyin.

Sıcak yorgunluğu ve sıcak çarpması

Sıcak yorgunluğu; yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalmaya ve sıvıların yetersiz veya dengesiz alımına bağlı olarak ortaya çıkabilen, hafif seyirli bir hastalıktır. Sıcak çarpmasında ise temel sorun vücudun ısı düzenleme mekanizmasının bozulmasıdır ve vücut sıcaklığı 41,1°C veya daha yükseğe çıkar.

Her iki durumda da kişiyi serin bir yere taşıyın, sırtüstü yatırıp bacaklarını yukarı kaldırın ve dinlenmesini sağlayın. Temiz bir bez ya da süngerle silerek veya serin bir duş aldırarak vücut ısısını düşürün. Sıcak yorgunluğunda, ilkyardımın genel kuralının istisnası olarak kişiden bol su içmesi istenir. Bilinç değişikliği olan hastada soğutma için acele edin; tedaviyi ateş ölçmek için geciktirmeyin. Soğutma işlemi, vücut sıcaklığı 38-39°C olduğunda durdurulur.

Donma ve hipotermi

Donma, dokuların soğuğa maruz kalarak hasarlanmasıdır. Hipotermi ise normalde 37±0,6°C olan vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesiyle ortaya çıkan durumdur. Her iki durumda da yardıma başlamadan önce soğuğa karşı yeterince korunduğunuzdan emin olun.

Donmada kişiyi daha sıcak ve kapalı bir ortama taşıyın; hasarı artıracağı için donmuş ayakları üzerinde kesinlikle yürütmeyin. Islak giysileri çıkarıp kuru kıyafetler giydirin; eldiven, yüzük ve çizme gibi eşyaları çıkarın. Bilinci açıksa sıcak içecekler verin. Göğüs kafesi, koltuk altı ve kasık bölgelerine ılık su paketleri koyun. Isıtmaya, kişinin soğukla temasının kesildiğinden emin olduktan sonra başlayın; çözülen doku yeniden donarsa geri dönüşü olmayan hasarlar oluşur. Etkilenen bölgeyi ovmayın, ateş veya ısıtıcı gibi doğrudan ısı uygulamayın. Yeniden ısıtmayı en az 30 dakika sürdürün; bölge kırmızı-mor bir renk alıp kolayca hareket ettirilebildiğinde durdurun. Çözülen el ve ayak parmaklarını tek tek, temiz bandajlarla çok nazik bir şekilde sarın. Kan dolaşımını olumsuz etkileyeceği için kişinin sigara içmesine izin vermeyin.

Hipotermide kişiyi mümkünse daha sıcak ve kapalı bir yere taşıyarak soğukla temasını kesin; bu mümkün değilse özellikle baş ve boyun bölgesini rüzgârdan koruyun ve soğuk zeminle temasını kesin. Islak giysileri çıkarın; kuru kaban, palto veya ceket giydirin ya da battaniyeyle örtün. Daha fazla ısıtma gerekiyorsa bunu yavaş yavaş yapın: boyun, göğüs ve kasık bölgeleri başta olmak üzere vücudun orta kısımlarına ılık-kuru kompresler uygulayın. Genel kuralın istisnası olarak, yudum yudum olacak şekilde ılık, tatlı ve alkolsüz içecekler verin. Isıtma lambası veya sıcak banyo gibi doğrudan ısı kaynakları kullanmayın. Kolları ve bacakları ısıtmaya ya da bunlara masaj yapmaya çalışmayın; bu, kalbe ve akciğerlere ek yük oluşturabilir. Burada da kişinin sigara içmesine kesinlikle izin verilmez.

15. Göz, Kulak ve Buruna Yabancı Cisim Kaçması

Genel yaklaşım

Göz, kulak ve burun hassas organlardır ve buralara kaçan yabancı cisimler çoğu zaman ilkyardımcının çıkarabileceği konumda olmaz. Cismi nasıl çıkaracağınızı bilmiyorsanız ve çıkarabileceğinizden emin değilseniz uğraşmayın; yanlış müdahale cismi daha derine itebilir. Bu durumda yapılacak en doğru şey, kişiyi en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirmektir.

Kulağa yabancı cisim kaçması

Yabancı cisim tamamen dışarıdan görünüyorsa ve alabileceğinizden eminseniz, içeri doğru ilerletmeden almaya çalışın. Dış kulak yolundaki cismi nasıl çıkaracağınızı bilmiyorsanız çıkarmaya çalışmayın; cismi daha derine ilerleterek kulak zarına zarar verebilirsiniz. Kulaktaki yabancı cisim çıkarılamıyorsa ya da kulağa giren böcek çıkmıyorsa kişiyi bir sağlık kuruluşuna yönlendirin.

Kulağa kaçan cisim düğme şeklinde bir pilse ayrıca dikkat gerekir: pili görebiliyorsanız çıkarın, çıkaramıyorsanız kişiyi doğrudan sağlık kuruluşuna yönlendirin. Düğme pilin üzerine su dökülmemelidir.

Göze yabancı cisim kaçması

Göze bir şey kaçtığında kişinin gözünü ovuşturmasına izin vermeyin; ovuşturmak göze zarar verebilir. Göze batmış bir cismi asla çıkarmaya çalışmayın; yabancı cisim batmalarında cisim çıkarılmaz, sabitlenir. Kişiyi zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna ulaştırın.

Göze kimyasal madde sıçraması da zehirlenme yollarından biridir. Bu durumda gözü bol ve nazikçe akan suyla yıkayın, ardından 112’yi arayın ya da kişiyi sağlık kuruluşuna yönlendirin.

Buruna yabancı cisim kaçması

Buruna yabancı cisim kaçması özellikle küçük çocuklarda görülür. Cismi cımbız gibi aletlerle çıkarmaya çalışmayın; bu, cismi daha derine itebilir. Cisim kolayca çıkmıyorsa kişiyi en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirin.

Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve uygulamalı ilkyardım eğitiminin yerini tutmaz.